Untitled-1 copy
   
 
 
 
  siir
 

Binlerce nedenim var yaþamaya.
Yenmek için her günkü ümitsizliði,
silkinmek için üzerimdeki uyuþukluktan,
koþmak için umudun ayak izinde ve 'merhaba' demek için yeni bir güne.

Her sabah güneþi gördüðümüzde tebessüm edebiliyoruz.
Ardýndan baþlýyoruz hayat duvarýmýzý örmeye.
Hammaddesi sevgi olan harcýmýzýn içine biraz umut, biraz da gözyaþý katýyoruz.
Iyice karýþtýrýyoruz zaman havuzunda.
Ustasý olabiliyorsak duvarýmýzýn, kazanýyoruz.
Baþkasýna býrakmýþsak boyun eðiyor, razý oluyoruz.

Gülümseyebiliyorsak her þeye, ne mutlu bize.
Her türlü olumsuzluðu süngerle çekip atabiliyorsak hayatýmýzdan;
sevebiliyorsak tüm insanlarý yaþlýsýyla, çocuðuyla,
kadýnýyla, erkeðiyle 'insan' olduðu için, ne mutlu...

Elinde baston, yerleri yoklayarak yürümeye çalýþan,
siyah gözlüklü, gözleri görmese de kalpleri gören
insanlarýn koluna girip karþýdan karþýya
geçirebiliyorsak eðer, 'yaþýyor' ve 'yaþatýyoruz' demektir.

Sevdiði insaný gece gündüz düþünüp aþkýndan harap olan
insanlarýn omzundan tutup "bak dostum..." diye
baþlayan cümlelerle umut verebiliyorsak, insanlarý anlýyoruz
yani onlarla birlikte yaþýyoruz demektir.

Dostlarýmýzla ortak bir paydada çözebiliyorsak hayata
dair problemlerimizi;kýrabiliyorsak karamsarlýk
çemberini ve ýslanabiliyorsak sevgi yaðmurlarýnda
birlikte, çözüm olabiliyoruz demektir en karmaþýk sorunlara.

Þehrin stresli koridorlarýndan bir kapý açýp sýk sýk doðaya koþuyoruz.
Doða merhemdir deyip sürüyoruz yaramýza.
Aðaçlarý, kuþlarý, kelebekleri ve masmavi denizi,
yani saf ve doðal olan her þeyi çare kabul ediyoruz.
Bazen de doðayý yanýmýza alýyoruz.
Kuþlarý ve balýklarý 'suni yuvalarda' hapsederek
gözlerimizi, kulaklarýmýzý ve beynimizi doða ile temizleyebiliyoruz.
Doða ile içiçe (dirsek temasýnda) olduðumuzu düþünerek daha az sýkýntý çekiyor ve
"oh be" dünya varmýþ?" diyebiliyoruz.

Hastane koðuþlarýnda,
perde arasýndan süzülen sevgi huzmesinden
kalbine düþen payý almayý bekleyen hastayý ziyaret ediyor ve
tesellilerimizle ortak olabiliyorsak derdine,
iþte o zaman gecenin zifiri karanlýðýnda
yalnýzlýðýndan çýldýrmak üzere olan insanlara
ümitlerimizle destek olabiliyoruz demektir.

Evimizin, iþyerimizin ve okulumuzun
en güzel yerlerinde bizimle birlikte yaþayan ve
bize nefes olan çiçeklerle sohbet edebiliyoruz.
Ýnsan dýþýndaki canlýlarla birlikte yaþadýðýmýzýn farkýna varýyor ve
sevgiyi yeni bir boyutta tanýmlýyoruz.

Yaz mevsiminin kavurucu sýcaðýndan bunaldýðýmýzda
aðzýmýzý çeþmeye dayýyor ve
ab-ý hayatla söndürebiliyoruz içimizdeki ateþi.
Küçük bir aðacýn gölgesinde serinlerken yaþadýðýmýzýn farkýna varabiliyoruz.
Her gün gördüðümüz sýradan þeylerin bile
aslýnda hayatýmýzda ne büyük öneme sahip olduðunu anlýyoruz.

Eli yüzü boya içinde kalmýþ,
boyu kadar büyük boya sandýðýný sýrtlayarak
yaz kýþ demeden ayakkabý boyayan çocuklara ayakkabý boyatýrken
gözlerinin parýldadýðýný görüyor ve
coþkuyla bir þarký mýrýldandýklarýna þahit olabiliyoruz.
Çýkarýp para uzattýðýmýzda
parayý alarak kazanmanýn haklý gururuyla cebine koyduðunda duygulanabiliyoruz.

Tekerlekli sandalyesiyle umutlu yarýnlara doðru giden
insanlarýn yüzlerindeki tebessüme ortak olabiliyor ve
bütün gücümüzle "ümitler her zaman vardýr!" diye haykýrabiliyoruz.

Gece olup karanlýk çöktüðünde tüm benliðimizi saran
karamsarlýk tablosundan sýyrýlmak için gökyüzüne baktýðýmýzda
bizlere göz kýrpan yýldýzlarla selamlaþabiliyoruz.
Karanlýðý yýrtarak yeryüzüne akseden bu, kalbimizin en ücra köþesindeki ýþýk
ümitlerimizi bile þaha kaldýrýyor.
Derin bir iç çekerek vücudumuzda biriken tüm enerjiyle baðýrmak istiyoruz
karanlýða "yaþýyorum!" diye.

Binlerce nedenim var artýk yaþamaya; bir ömür sevginin
peþinde koþmak, onu yakalayýp yaþatmak için, içinde
yaþadýðým þu dünyanýn ufacýk bir parçasý olduðumu
düþünmek ve bununla mutlu olmak için...